Geçmişten Günümüze Başarılarıyla Milyonlarca İnsana İlham Olan Otizmli Ünlüler

Otizm doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen gelişimsel bir farklılıktır. Otizmli çocukların dış görünüşleri ve fiziksel gelişmeleri akranlarından farklı değildir. Bu yüzden en kritik dönem olan tanı süreci kaçırılabilir. Günümüzde, otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur; bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.

Din, dil, ırk, sosyal statü ayırt etmeyen otizmin, günümüzde bilinen tek tedavisi, tek ilacı vardır o da; erken tanı ile yoğun ve sürekli özel eğitimdir.

Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde ellisinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme kaydedilmekte ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir.            
Dünya çapında bu durumun birbirinden güzel, başarılarıyla ilham veren birçok örnekleri bulunuyor. İşte başarılarıyla milyonlarca insana ilham olan otizmli ünlü isimler…



Albert Einstein

Yaşamış en zeki insanlardan biri olarak kabul edilen Nobel ödüllü fizikçi Albert Einstein, otizmin birçok belirtsini taşıdığı belirtilir. 3 yaşına kadar hiç konuşmayan Einstein, 7 yaşına geldiğinde bile çok az cümle kurmuş, 7 yaşından sonra konuşmaya başlamıştır.  Yaptığı devrim niteliğindeki fizik ve matematik çalışmaları sayesinde Einstein, 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür.  Çalışmalarında genel ve özel görelilik teorilerini geliştiren Alman fizikçi, Nobel Ödülü’nü fotoelektrik etki çalışmasıyla kazanmıştır.

Olaylara farklı bakış açısı, bitip tükenmeyen merakı ve her daim sorgulama arzusuyla Einstein, şüphesiz bilim dünyasının gelmiş geçmiş en çok hayranlık uyandıran, en zeki isimlerindendir.

Hayatını bir yandan fiziğe bir yandan da Einstein'ı anlamaya ayırmış olan Robbert Dijkgraaf’a göre Einstein'ın en önemli kabiliyeti, çocukken dahi diğer tüm insanlardan daha keskin bir hayal gücüne, daha geniş bir düşünce dünyasına sahip olabilmesidir.


Einstein’ın da söylediği gibi;
"Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar."

 

Wolfgang Amadeus Mozart

Birçok önde gelen uzmanın geçmişe dönük yaptığı araştırmalarda dünyanın en büyük bestecisi kabul edilen, klasik batı müziğinin en etkili ve en üretken sanatçısı Mozart’ın otizm belirtileri taşıdığı teşhis edilmiştir.

Tüm zamanların gelmiş geçmiş en iyi bestecilerinden biri sayılan Mozart 35 yıl yaşamış ve kısa yaşamına 626 eser sığdırmıştır. Ünlü bestecinin birçok eseri günümüze kadar ulaşmıştır. Eğitimine çok küçük yaşlarda başlanan Mozart, 3 yaşındayken piyano çalmaya başlamış, ilk bestesini de 5 yaşındayken yapmıştır. Yaşamının ilk 12 yılında babası ve kız kardeşi ile birlikte konserler vererek boydan boya dolaştığı Avrupa'da geçtikleri her kentte hayranlık ve ilgi toplamış, saraylarda krallar ve kraliçeler önünde çalmıştır. 14 yaşındayken, ilk opera eseri "Lucia Silla" Milano'da çalındığı zaman Mozart kendini opera sahnelerine de, üstelik operanın vatanı İtalya'da, kabul ettirmiş bulunuyordu. Papa tarafından kabul edilerek ona, o güne kadar sadece büyük ustalara layık görülen "Altın Mahmuz" nişanı ve şövalyelik beratı verildi. Kısa yaşamında büyük müzikal başarılara imza atsa da hayatı boyunca maddi sıkıntılar ve sağlık problemleriyle boğuşmuş ve 5 Aralık 1791 tarihinde 35 yaşındayken, ölümünden birkaç gün önce başladığı Requiem’i tamamlayamadan hayata gözlerini yummuştur.

Gothe Mozart’ın dehasını şöyle tanımlar;

"Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespear'in olduğu gibi. Onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir." J.W.Goethe

 

Andy Warhol

Pop art akımının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Amerikalı ressam, film yapımcısı ve yayıncı Andy Warhol’a yaşamı boyunca otizm teşhisi konulmamıştır fakat Einstein ve Mozart’ta olduğu gibi birçok uzman sanatçının otizm belirtileri gösterdiğini belirtmektedir.
Sanatçı 1950’lerin sonlarında resim yapmaya başladı. 1962’de Campbell’ın çorba tenekeleri, Coca-Cola şişeleri ve Brillo sabun pedli kutularının ahşap kopyalarını sergilediğinde aniden ün kazandı. 1963 yılına gelindiğinde, tüketim amaçlı malların banal görüntülerini fotografik serigrafi baskılarla çoğaltıyor ve daha sonra ünlülerin portrelerinin karışık renklerde sonsuz çeşitlerini basıyordu.

Sonraki  yıllarda enerjisinin çoğunu film yapımcılığına adadı. Genellikle yeraltı filmleri olarak sınıflandırılan, The Chelsea Girls (1966), Eat (1963), My Hustler (1965) ve Blue Movie (1969) gibi sinema filmleri üretti. 1968’de Valerie Solanas tarafından vuruldu ve ağır yaralandı. 1970’ler boyunca ve ölümüne kadar siyasi ve Hollywood ünlülerini betimleyen baskılar üretmeye devam etti ve çok çeşitli reklam ve diğer ticari sanat projelerinde yer aldı.

Günümüzde, Warhol’un çalışmalarının önemli kısmı Pittsburgh’daki Andy Warhol Müzesi’nde yer almaktadır.

Sanatçının şu ünlü sözünü tekrar hatırlatalım;

“Gelecekte herkes on beş dakikalığına ünlü olacak.” Andy Warhol

 

Stanley Kubrick

Sinema tarihinin en usta yönetmenlerinden biri olan Stanley Kubric'in kendine özgü dehası, beyaz perdeye bambaşka bir soluk getirdi. Uzmanlar kendisinin Asperger sendromu belirtileri taşıdığını söylemektedir.

Stanley Kubrick, 26 Nisan 1928 tarihinde New York Bronx’da doğmuştur. Eserlerinin çoğunda özgün senaryo yazmayı tercih etmemiş, edebiyat yazarlarının eserlerini sinemaya uyarlamıştır. Kubrick sinemasında, mükemmeliyetçi atmosfer dışında yoğun sembolizm ve gerçekçilik görülür. Korku, savaş, polisiye, kara mizah ve bilimkurgu olmak üzere farklı türde eserler vermiştir. Kubrick, beş kez aday gösterildiği Oscar Ödülleri'nden sadece birini, 2001: Bir Uzay Macerası filmi ile En İyi Özel Efekt dalında kazanmıştır.

Martin Scorsese, James Cameron ve Woody Allen gibi isimler, Kubrick'i önemli bir ilham kaynağı olarak gördüklerini belirtmişlerdir.

 

Emily Dickinson

 

Tüm zamanların en büyük şairlerinden Amerikalı kadın şair Emily Dickinson’ın da otizm belirtileri gösterdiği söylenmektedir.

Hayattayken sadece yedi şiiri yayınlanmıştır. 1886'daki ölümünden sonra odasına giren kızkardeşi, odasında ondan kalan 1.800 kadar şiir bulmuştur. Ölümünden sonraki dört yılda, yani 1890'a değin, şiirlerinin neredeyse tamamı yayımlanmıştır.

1920'lerde ise, ABD'deki en çok sevilen şairlerden biri olmuş ve ünü bugüne değin sürmüştür.  Emily Dickinson’ın hayatında dikkat çeken en önemli özellik yalnızlığıdır. Çok genç yaşlarından itibaren yalnızlığı seçen, melankolik ve mutsuz bir hayat yaşayan Emily, tüm bunlara değecek bir ödüle layık görülmüş ve yüzlerce yıl sonra bile hala, ruhunu yansıttığı dizeleri insanların yüreklerine dokunmaya devam etmektedir.

 

Tony DeBlois

Doğuştan görme engelli caz müzisyeni Tony DeBlois, 2 yaşında piyano çalmaya başlamış. Kendisine otizm teşhisi konulan müzisyen 20’den fazla enstrüman çalabiliyor, 8000’den fazla müzik parçasını aklında tutuyor.

Sanatçının hayranlık uyandıran performansını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.